Mehmet Zeki Tekiner  (17 Haziran 1980) Cenaze

 

18 Haziran 1980 günü, Tekiner ve Yükselbaba’nın cenaze namazları Nevşehir Kurşunlu Cami’de kılınacak, Yükselbaba Nevşehir’de defnedilecek ve Tekiner’in naşı Meclis Töreni yapılmak ve Ankara’da defnedilmek üzere yola çıkarılacaktır. O gün CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit ve 100’ün üzerinde milletvekili ve senatör cenaze için Nevşehir’e gelir ve CHP örgütü tarafından İçişleri Bakanlığı’na bir gün öncesinden cenaze törenine katılım ile ilgili bilgi verilir. Nevşehir’e gelen konvoy şehre girer girmez otobüslere doğru sözlü saldırılar ve ardından bir taş yağmuru başlar. Otobüslerin camları kırılmış ancak kimse olaylara müdahale etmemiştir. Otobüsler bu halde cenazeleri almak üzere hastanenin önüne gelir, bekleyen kalabalığa Genel Başkan Bülent Ecevit bir konuşma yapar. Ecevit konuşmasında tüm Nevşehirlilere başsağlığı diler ve Zeki Tekiner’in; Türk halkının mutluluğu uğrunda, barış uğrunda, özgürlük uğrunda verdiği mücadeleden yıldırmak isteyenlerin saldırısına uğradığını belirtir.

Ecevit, “Ulusun bir bölümünü düşman ilan edenler, kendi ulusunun insanlarını öldürtenler bu ulusun dostları olamazlar… Biz ölülerimizin başında bile kinden, intikamdan söz etmeyiz. Yüreğimiz kanasa da ağlarken kimseye düşmanlık gütmeyiz. En yaslı günümüzde de düşmanlıkların kurbanı olan sevgili arkadaşlarımızın cenazeleri başında da ancak dostluk çağrısında, sevgi çağrısında bulunuruz. Çünkü biz insan severiz. Çünkü biz Türk ulusunu severiz...” der.

Ecevit’in konuşmasının sona ermesinden sonra cenazeler, cenaze namazının kılınması için camiye götürülmek üzere omuzlara alınır. Kortej, Cumhuriyet Caddesi’ne çıktığında, Abdullah Çatlı’nın 1980’de kurduğu Ülkü Yolu Derneği’nin olduğu sokakta hakaret ve nefret dolu sloganlar atan 50-60 kişilik bir grupla karşılaşır. Grubun bulunduğu sokağın tam karşısında, inşaat halinde olan yedi katlı bir binadan ve onun karşısındaki TEK binasının çatısından cenaze konvoyuna otomatik silahlarla çapraz ateş açılır, bir yandan da taşlı sopalı saldırı yeniden başlar. Beşi milletvekili olmak üzere dokuz kişi yaralanır. Çatışma sırasında Muş Milletvekili Burhan Garip Şavlı kalçasından ve Gençlik Kolları Genel Sekreteri Mustafa Kemal Tekin ayağından kurşunla, milletvekillerinden Burhan Ecemiş, Hayri Mumcuoğlu ve Mukbil Abay taş ve darp sonucu yaralanır, Yücel Akıncı ise sırtına aldığı darbe sonucu omuru kırılarak bir çukura atılır.

O güne tanıklık edenler, infial sırasında cenazenin acısını daha da derinleştiren bir başka tabloyla karşı karşıya gelirler. Tekiner’in Türk Bayrağı’na sarılı naşı, 20 dakika kadar yerde kalır ve çapraz ateşe tutulan tabuta 13 kurşun isabet eder. Tekiner, 18 Haziran günü tekrar tekrar öldürülür. Ecevit gördüğü manzara karşısında bağırır: “Vurun, beni de vurun kalleşler.”

Görgü tanıklarının ifadelerine göre, Haluk Kırcı, Abdullah Çatlı, Oral Çelik ve Mehmet Ali Ağca’ya taburda ateş talimi yaptırdığı söylenen Nevşehir Jandarma Komutanlığı’nda görev yapan Yüzbaşı Kemal Şanlı’nın, ortamı provoke etmek için ilk ateşi açtığı iddia edilir. Yüzbaşı Kemal Şanlı o dönemde özellikle sol görüşlü kişilere yaptığı işkencelerle ün salmış bir askerdir. Korteje yapılan saldırı Valilik ve Emniyet Müdürlüğü’ne 50 metre mesafede gerçekleşmesine karşın, olaylara müdahale edilmez. Olay sırasında, Nevşehir Komando Birliği şehir dışında görevdedir ve il merkezinde sadece 80 polis görev yapmaktadır. Vali Fevzi Alaloğlu olayları odasından izlemiş, Emniyet Müdürü Haydar Tek ise hiç görülmemiştir. Yaklaşık 20 dakika sonra bir astsubayın ateş edilen binaya doğru ateş emrini vermesi üzerine kurşun yağmuru durur, tabutlar yerden alınır ve camiye götürülür.

Saldırılar sırasında yaralananlar Nevşehir Devlet Hastanesi’ne götürüldüğünde hastanede hafta içi ve öğle saatleri olmasına karşın, diş hekimi haricinde doktor bulunamaz. Bunun üzerine yaralılar bir araca bindirilerek Ankara’ya gönderilmek istenir, şehrin çıkışında yaralıları taşıyan araca da taşlı saldırılar devam eder.

Ecevit olayları anlatmak ve Başbakanı aramak üzere vilayete geldiğinde telefonların da çalışmadığı görülür. Anlaşılan, Nevşehir’in diğer kentlerle bağlantısı tamamen kesilmiştir. Bir süre sonra telefon hattı açılır, ancak bu kez de Başbakan Ankara’da bir türlü bulunamaz. Ecevit, Başbakan Demirel’in özel kalem müdürüne Nevşehir’de can güvenliği olmadığını, beş milletvekilinin yaralandığını ve buraya yeterli devlet desteği gelmeden Nevşehir’i terk etmeyeceğini bildirir. Bir saat geçmesine karşın Başbakanlık’tan bir haber gelmeyince Ecevit, Genelkurmay Başkanı Kenan Evren’i arar ve bu görüşme sonrasında Kayseri Hava İndirme Tugayı’ndan 500 komando Nevşehir’e gönderilir. Aradan bir buçuk saat geçtikten sonra Başbakan Ankara’da bulunabilir ve Ecevit mevcut durumu kendisine aktarır. Telefonu alan Nevşehir Valisi ise olayların abartıldığını söyleyince Ecevit tekrar telefonu alıp, valinin bu teşhisleriyle burada can güvenliğinin sağlanamayacağını belirtir. Bu sırada bir grup partili camiye giderek cenaze namazlarının kılınmasını sağlar. Yavuz Yükselbaba defnedildikten ve şehirde güvenlik sağlandıktan sonra milletvekilleriyle birlikte Tekiner’in ailesi saat 19.20’de Nevşehir’den ayrılır. Civar illerden cenazeye katılanlar geri dönmek için garaja gittiklerinde otobüs bulamaz, otobüs sahiplerinin tehdit edilerek halkı taşımaları engellenir.

Tüm bu olayların ardından Nevşehir Emniyet Müdürü Haydar Tek 17 kişinin yakalandığını duyurur ancak yakalanan kişilerin Ordu’dan çalışmak için gelen mevsimlik işçiler olduğu anlaşılır. Gerçek, polisin hiçbir şekilde araştırma yapmadığı ve belki de suçluları koruduğunu göstermektedir.

Bu arada Ankara’da parti yetkilileri olaylar hakkında bir basın duyurusu yayınlar, bunun üzerine İçişleri Bakanı Mustafa Gülcügil Meclis’te şu açıklamayı yapar: “Camiye giderken CHP Çanakkale Milletvekili ateş etti. Bunun üzerine halk arasından ateşe cevap verildi. Devleti aradığı zaman devlet Ecevit’in yanındaydı.” (Sözü edilen milletvekili CHP Genel Sekreter Yardımcısı İmadettin Elmas’tır ancak, sonrasında yapılan balistik incelemeler sonucu Elmas’ın silahının hiç ateşlenmediği saptanır.)

Ertesi gün, 19 Haziran 1980’de Mehmet Zeki Tekiner’in cenazesi için ilk tören yoğun güvenlik önlemleri altında Ankara’da CHP Genel Merkezi’nin önünde saat 10.30’da yapılır. Çevre Sokak’tan Cinnah Caddesi’ne kadar hınca hınç dolu olan partililere Ecevit burada da bir konuşma yapar:

“Nevşehir CHP İl Başkanı değerli ve yürekli arkadaşımız Zeki Tekiner’i yitirmiş bulunuyoruz. Kendisi uzun yıllar, bir CHP’li olarak, Kurucu Meclis üyesi olarak, Milletvekili olarak, İl Başkanı olarak Türkiye’de özgürlüğün yaşaması, demokrasinin güçlenmesi ve ülkemize barış gelmesi için mücadele verdi. Ve bunlar uğrunda sonunda Zeki Tekiner canını verdi. Allahtan kendisine rahmet dilerim. Zeki Tekiner’i öldürenler, bir anayı evladından yoksun bıraktılar, bir anayı da eşinden yoksun bıraktılar, üç küçük yavruyu babalarından yoksun bıraktılar. Ailelerini, bir aileyi değerli evlatlarından yoksun bıraktılar. Nevşehirlileri ise kendilerinin özgürlüğü için, insanca yaşamak hakkı için ve Nevşehirlilerin, Türk halkının can güvenliği için uğraş veren yürekli bir hemşerilerinden ayırdılar. Zeki Tekinerimizi ve onun değerli mücadele arkadaşı, partili arkadaşı, partili arkadaşımız Yavuz Yükselbaba’yı da öldürdüler. Onları öldürenlerle birlik olanlar dün, cenazelerin kaldırılmasına bile engel olmak istediler. Türk bayrağına sarılı tabutlar üstüne ve onları camiye taşıyanların üstüne ateş açtılar. Milletvekillerimiz, senatörlerimiz ve bir gencimiz yaralandı…

Düşman uluslar bile birbirlerinin cenazesine olsun saygı gösterirler. Dün Nevşehir’de cenaze töreninde yaratılmak istenen durum, işgal altındaki ülkelerinde bile görülmeyecek durumdu. Kendi milletinin bir bölümüne düşmanlık ilan edenler milliyetçi olamazlar. Kendi dindaşlarının cenazesine ateş edenler dindar olamazlar…”

Ecevit’in bu konuşmasının ardından CHP Genel Merkezi’nden TBMM’ye büyük bir cenaze korteji polis korumaları eşliğinde yürür, saat 11.00’daki Meclis Töreni’ne CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit ve Cumhuriyetçi Güven Partisi Genel Başkanı Turhan Feyzioğlu dışında diğer parti temsilcileri ve Başbakan Süleyman Demirel katılmaz. Törenin ardından Tekiner’in naşı Ankara Cebeci Mezarlığı’nda defnedilir.

TRT’nin Ana Haber Bülteni’nde tüm bu cenaze olayları, CHP yöneticilerinin bir hatası olarak verilir. Haberde, Nevşehir Valisi Fevzi Alaloğlu, ilk ateşi milletvekillerinin açtığını ve inşaat halindeki bir binadan kalabalığın üzerine ateş açıldığı yolunda herhangi bir ize rastlanmadığını bildirir. Hatta Vali, CHP milletvekillerinin kendi kendilerini yaralamış olabileceğini söyleyecek kadar ileri gider.

 
Özgeçmiş
Neden Öldürüldü?
Suikast Anı
Cenaze
Basından
Fotoğraf Galerisi
Video Galerisi

Haberler

Roboski'ye sorgulamaya gidiyoruz.

10.5.2013

Devamı için Tıklayın >>>

Öldürülüşünün 16. Yılında Metin Göktepe'ye Ablası Meryem Göktepe Türkmen'den Mektup

10.4.2012

Devamı için Tıklayın >>>

19 Ocak 2012'de Hrant Dink'in Öldürülüşünün 5. Yılı Anması'nda Taksim'deyiz.

17.1.2012

Devamı için Tıklayın >>>